birol's profileBİROL ( GİRİŞ ) ANA SAY...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    January 17

    KIZ KULESİ

                        kız kulesi                              
    Bana kalk gidelim deme bu şehirden                    
    Ben sevgimi yüreğine kazımışım bu şehrin              
    Ayrılık bana komaz                                      
    Hani duymasam                                           
    Martı çığlığını ezan sesini                                
    Hani görmesem                                            
    Kız kulesini çırpınan denizini                             
    Belki terk etmek kolay olurdu bu şehri                  
    Bana kalk gidelim deme bu şehirden                     
    Kolay mıdır yardan ayrılmak...                           

    Bu şehir minarelerini dikmiş yüreğime                    
    Kolay mı sanırsın yıkmak                                  
    Gel vazgeç koparma gülü dalından                        
    Koma beni yurtsuzlar yurduna                            
    Bana kalk gidelim deme bu şehirden                      
    Bir yaz daha göreyim ölmeden                            
    Bir çay daha içeyim Büyükada da                         
    İlk baharında aşık olayım                                  
    Son baharında yalnız kalayım                              
    Bir şiir daha yazayım n'olur                               
    Bana kalk gidelim deme bu şehirden                       
    Bırak da kara topragının tadına varayım...               
    October 15

    yıl 2020 TÜRKİYE İLÇESİ

             YIL 2025 BİR ÇOCUĞUN İSYANI                          
                  SON DERECE HAKLI       yer : TÜRKİYE İLÇESİ                      

    "Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmış neden
    şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var?

    2 arkadaş okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk,o atlasta
    gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye toprağı imiş,şimdi neden
    o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?

    Eskiden her mahallede 1-2 cami varken,şimdi neden her ilde bir cami
    var,dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış,günde 5 defa
    camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba?

    Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak İsrail'in
    kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da,topraklarımızı
    sattırıp şimdi bu ufcık alana bizi hapsettiniz.Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu
    toprakları,emaneti böyle mi korudunuz. Günden güne topraklarımız satılırken
    siz uyuyor muydunuz baba?

    Baba küçükken herkesin beni Aybüke diye çağırdığını hatırlar gibiyim
    şimdi neden bana Angel diyorlar,beni kulağıma Angel ismini ezanla sen mi
    söyledin?

    Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba?Hergün
    bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi ! mi
    getirdiler baba?Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğretiler sanki

    Elime geçen gün bir kitapgeçti baba,senin gençliğinden kalan .Biz Ankara'ya
    taşınmazdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317 şehit vererek "Gazi"
    lik ünvanını kazanmış.Neden şimdi oraya kürdistan diyorlar baba.Baba hani sizlere
    kürtlerle Türkler kardeştir demişler,peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde
    ayrı devlet kurdular.

    Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmişti.O her kimse 1933'te
    Bursa'da bir nutuk vermiş,ben şimdi bile ne kastettiğini anlayabiliyorken,sizin
    gençliğiniz bu kadar mı cahildi de o uyarıları dikkate almadınız.

    Şimdiki kürdistan toprağında yer alan Süleymaniye'de askerimizin başına
    çuval geçirmişler ve sen o dönemde gençtin,hiç mi kanın donmadı baba.Neden
    hesap sormadınız bunları görmezden gelen yöneticilerinize?

    O az önce bahsettiğim Atatürk size bir hitabe yazmış ve sizi hain yöneticilere
    ve uşaklara karşı uyarmışve hitabenin sonunda da "Muhtaç olduğun kudret
    damarlarındaki asil kanda mevcuttur."demiş.Baba kanınız o kadar bozuk mu ki
    ülkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapışmadınız.

    Baba Türkiyeli ne demek,biz Türk çocuğu değil miyiz,soyumuz belli değil mi
    bizim ,o kitapta okumuştum "Ne mutlu Türküm diyene" yazıyordu.Peki baba ben
    neden mutlu değilim.Türküm demek suçsa ve kötü bir şeyse siz eskiden neden
    söylerdiniz.

    Baba biz Kurtuluş Savaşı denen bir şey yaşamışız,kitaba göre dünyanın gördüğü
    en şanlı savaşmış ve o savaşta 4 milyon şehit vermişiz.Madem bu vatandan bu kadar
    kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar şehit verdiniz.

    Hiç mi kitap okumadınız,hiç mi sizi uyaran olmadı,hiç mi göremediniz ülkemizin
    peşkeş çekildiğini,eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız
    sizin o hainlerden ne farkınız kaldı.Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba.
    "Vatan sevgisi imandandır" diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklüğünüzden
    vazgeçtiniz bari İslam'ın emrine uysaydınız.

    Senin eski cd'lerden dinledim baba,bizim de bir İstiklal Marşı'mız varmış,o marşı
    yanlızca körü körüne ezberlediniz mi?Atalarımız sizi her fırsatta uyarmış,demiş ki "Ey Türk
    titre ve kendine dön."Baba ne zaman titreyeceksiniz,Ankara'yı da kaybettikten sonra mı?
    Bundan 13 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç birşey titretemez sizi.

    Baba sen son bağımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün."Ya devlet başa,ya
    kuzgun leşe" diyebilecek bir Hasan Tahsin,bir Şehit Şahin,bir Sütçü İmam yok muydu
    aranızda?Yazıklar olsun baba sizin gençliğinize!

    Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba.Türklüğünüzden utanmadınız hiç
    olmazsa insanlığınızdan utansaydınız baba.Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken
    hiç olmazsa ŞEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ?"
    September 02

    MAVİ GÖZLÜ DEV

    O mavi gözlü bir devdi.
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Kadının hayali minnacık bir evdi,
    bahçesinde ebruliii
    hanımeli
    açan bir ev.

    Bir dev gibi seviyordu dev.
    Ve elleri öyle büyük işler için
    hazırlanmıştı ki devin,
    yapamazdı yapısını,
    çalamazdı kapısını
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan evin.

    O mavi gözlü bir devdi.
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Mini minnacıktı kadın.
    Rahata acıktı kadın
    yoruldu devin büyük yolunda.
    Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
    girdi zengin bir cücenin kolunda
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan eve.

    Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
    dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
    bahçesinde ebruliiiii
    hanımeli
    açan ev..

    August 05

    ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP

    TAYYİP ERDOĞANI

     10 AY HAPSE MAHKUM ETTİREN ŞİİR SUÇU BU ŞİİRİ OKUMAK

    Zindanda iki hece.Mehmed'im lafta!
    Baba katiliyle baban bir safta!
    Bir de geri adam,boynunda yafta...

    Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
    Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!

    Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
    Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
    Bu yol da tutuktur hapse düşeli...

    Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak
    Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!

    Bir alem ki, gökler boru içinde.
    Akıl almazların zoru içinde
    Üstüste sorular soru içinde.

    Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?
    Buradan insan mı çıkar,tabut mu?

    Bir idamlık Ali vardı,asıldı
    Kaydını düştüler,mühür basıldı.
    Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı

    Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;
    Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

    Müdür bey dert dinler,bugün"maruzat"!
    Çatık kaş...Hükumet dedikleri zat...
    Beni Allah tutmuş kim eder azat?

    Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem...
    Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!

    Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
    Sayım var, maltada hizaya dizil!
    Tek yekun içinde yazıl ve çizil!

    Insanlar zindanda birer kemmiyet;
    Urbalarla kemik,mintanlarla et.

    Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;
    Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
    Yalnız seccademin yönünde şefkat

    Beni kimsecikler okşamaz madem
    Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!

    Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
    Dakika düşelim,senelik paydan!
    Zindanda dakika farksız aydan

    Karıştır çayını zaman erisin
    Kopuk kopuk,duman duman erisin!

    Peykeler,duvara mihli peykeler
    Duvarda,başlardan yağlı lekeler
    Gömülmüş duvara,baş baş gölgeler...

    Duvar,katil duvar yolumu biçtin
    Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

    Sukut...Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
    Tek nokta seçemez dünyada nazar
    Yerinde mi acep,ölü ve mezar?

    Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
    Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?

    Ses demir,su demir ve ekmek demir...
    İstersen demirde muhali kemir.
    Ne gelir ki elden,kader bu,emir...

    Garip pencerecik,küçük daracık;
    Dünyaya kapalı,Allah'a açık

    Dua,dua eller karıncalanmış;
    Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
    Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış

    Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu
    İplik ki incecik,örer boşluğu

    Ana rahmi zahir,şu bizim koğuş
    Karanlığında nur,yeniden doğuş....
    Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!

    Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!
    Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!

    Mehmed'im,sevinin ,başlar yüksekte!
    Ölsek de sevinin,eve dönsek de!
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

    Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!
    Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir

    July 15

    gizli

    sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam günesi...
    onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi
    insan hergün anımsarmı aynı gözleri
    seni seviyordum ve senin haberin yoktu
    saçlarını izliyordum uzaktan, kulagının arkasına düşüşü ve burnun, herkezden başkaydı işte...
    güldüğü zaman yukarıya bakardı;
    yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...
    ne güzeldiler sen bilmiyordun...
    ben seni seviyordum...
    kalbime sıgmıyordu aklımdan gecenler
    duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara carpıyordu
    geri dönüyordu, çoğalıyordu
    senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herseyi, herseyi erteliyişim oluyordun
    kalp ağrısı oluyordun,
    birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,
    mevsimler deişiyor ve büyüyorduk,
    dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk
    cesurduk...
    ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller...
    ben seni seviyordum sen bilmiyordun...
    sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun
    sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra
    yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına
    derken bir gün uzaktan gördüm seni...
    saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı
    kalbimi acıttı her zaman ki gibi...
    deiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun
    şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver ASLA BİLME EN İYİSİ...

     

    July 02

    ANLAMSIZ ÇOCUK

    İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor                     .
    Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için                          
    Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.                                      
    Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.                                     
    Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.                   
    Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.                               

    Unutulmaktan korkuyor, dünyaya bir şey vermediği için.                                   
    Ve ölmekten korkuyor, ASLINDA YAŞAMAYI HİÇ BİLMEDİĞİ İÇİN."   
                                    

    May 08

    crazy girl

    Seni ben değil gözlerim seçti. Onlar seçti onlar beğendi.Sen benim değil onlarınsın. Gittiysen  bana ne! Onlar yansın yokluğuna.

    CANLI CENAZE

    Aradı bu ölü hayatı sende

    Öldü artık, sevsen de sevmesen de

    AKKUŞ MARŞI

                               AKKUŞ MARŞI
                           
                            ( cem YILMAZ )

                 Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak! 
                 Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!.
                 O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
                 Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!

                 Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
                 Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
                 Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
                 Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!

                 Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
                 Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
                 Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım! 
                 Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!

                 Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
                 Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var!
                 Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
                 "Avrupa Birliği" denen tekdişi kalmış canavar!

                 Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma sakın! 
                 İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
                 Gelecektir, cezanı vereceği günler hakkın,
                 Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!

                 Yaktığın yerleri "orman" diyerek geçme, tanı!
                 Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
                 Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
                 Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı!

                 Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
                 Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda!
                 Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
                 On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!

                 Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
                 Yediginiz herzelere başka ne demeli!
                 Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
                 Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!

                 O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
                 O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
                 O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
                 HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM,

                 Dalgalanın
                 dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
                 Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
                 Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
                 Hakkıdır "garip yaşamış vatandaş"ın da gülmek,
                 Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!